Botsvana’da vahşi doğanın kalbine yolculuk

Afrika’nın en istikrarlı ekonomilerinden birine sahip olan Botsvana, aynı zamanda kıtanın en güvenli ülkeleri arasında yer alıyor.

Türkiye’nin yaklaşık 4’te 3’ü büyüklüğünde yüz ölçümüne sahip Botsvana’nın yüzde 70’ini Kalahari Çölü havzası kaplıyor. Ülke topraklarının yüzde 25’i ise ulusal parklar ve vahşi yaşam koruma alanlarına ayrılmış bulunuyor.

Vahşi yaşamın korunmasına yönelik çok sıkı tedbirler ve sert cezalar uygulayan Botsvana, bugün kıtada nesilleri tükenme tehdidi altında bulunan türler dahil yüzlerce hayvan türü için adeta sığınak olma işlevi görüyor.

Bu durum ülkeyi aynı zamanda dünyanın en gözde safari destinasyonlarından biri haline getiriyor. Botsvana, başta Batılı turistler olmak üzere dünya genelinden vahşi yaşam meraklılarının uğrak noktalarından biri olma özelliğini sürdürüyor.

Bölgenin istikrarlı ülkelerinden

Yaklaşık 2,2 milyonluk nüfusa sahip Botsvana, zengin elmas kaynaklarından ve turizmden elde ettiği gelirle, kıtanın orta üst gelir grubuna mensup ülkeleri arasında yer alıyor.

İngiltere’den 1966’da bağımsızlığını kazanan Botsvana, o tarihten bu yana kesintisiz şekilde demokrasiyle yönetiliyor.

Yoksulluk ve işsizliğin oldukça yaygın görüldüğü ülke, bölgedeki çoğu ülkenin aksine son derece güvenli olma özelliği taşıyor. Bu durumda, Botsvana halkının kültürel yapısının yanı sıra devletin kanunları sert ve sıkı şekilde uygulamasının önemli rolü bulunuyor.

Elmas gelirlerine sahip hükümet, vatandaşlara temel hizmetlerin sağlanması konusunda kıta ortalamasının üstünde bir performans sergiliyor.

Ziyaret edilecek yerler

Başta İngiliz, Alman ve Amerikalılar olmak üzere her yıl çok sayıda turist, özellikle safari turizmi için ülkeyi ziyaret ediyor. Safari için en tercih edilen zaman ise temmuz-ekimi kapsayan kurak mevsim.

Başkent Gabaron, Kalahari Çölü, Okavango Deltası, Makgadikgadi Tuzlası, Chobe Ulusal Parkı ve Kazungula Köprüsü, ülkede turistler tarafından en çok ziyaret edilen bölgeler arasında yer alıyor.

Gaboron

Ülkenin en büyük şehri de olan Gaboron, 250 bin civarı nüfusa ev sahipliği yapıyor.
Botsvana’nın İngiltere’den bağımsızlığını kazanmasından 2 sene önce, 1964’te kurulan bu genç şehir, bazı devlet kurumlarının yüksek binaları dışında oldukça gösterişsiz ve sade bir mimariye sahip. Bu durum ülke genelinde de geçerli.

Türkiye’nin Gaboron Büyükelçiliği, 2014’ten beri faaliyet gösteriyor. Şehirde ziyaret edilecek yerler arasında ise Üç Şef Heykeli, Ulusal Müze ve Mokolodi Doğa Rezervi yer alıyor.

Merkez Kalahari Doğa Rezervi

Ülkenin büyük bölümünü oluşturan Kalahari Çölü, Botsvana’da vahşi yaşamın merkezinde yer alıyor.

Merkez Kalahari Doğa Rezervi ise yaklaşık 53 bin kilometrekarelik alanıyla, dünyanın en büyük ikinci doğa rezervi olma özelliği taşıyor.

Ziyaretçilerine etkileyici bir çöl deneyimi sunan rezerv bölgesine ulaşım için genellikle hava yolu tercih ediliyor. Kara yoluyla ulaşım ise Gaboron’dan yaklaşık 700 kilometrelik yolculukla sağlanabiliyor.

Okavango Deltası

UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Okavango Deltası, Kilimanjaro Dağı, Sahra Çölü, Nil Nehri, Kızıldeniz Resifi, Ngorongoro Çukuru ve Serengeti ile “Afrika’nın 7 doğa harikasından biri” kabul ediliyor.

Angola’dan gelen yağmur sularını taşıyan Okavango Nehri’nin, Kalahari Çölü havzasına döküldüğü Okavango Deltası, 20 bin kilometrekare alana yayılan dev bir iç delta olma özelliği taşıyor.

Kalahari’ye dökülen suların buharlaşmasıyla mayıs-hazirandan itibaren kurumaya başlayan delta havzası, ekim ayına kadar süren kurak mevsim boyunca bölgedeki tüm hayvan nüfusu için en temel su kaynağı işlevi görüyor.

Burada bulunan Moremi Vahşi Yaşam Alanı ise kurak mevsimde ziyaretçilerine, yırtıcı dahil çok sayıda hayvan türünü çok daha temiz bir görüş alanından ve oldukça yakından görme fırsatı sunan en gözde safari mekanları arasında yer alıyor.

Moremi’ye ulaşım 60 bin nüfuslu Maun şehri üzerinden, son derece olumsuz koşullarda yaklaşık 80 kilometre uzunluğundaki kum yoldan yalnızca dört çeker araçlarla sağlanıyor.

Yağış mevsimi kasım-mayısta, deltanın yüzeyi tekrar sularla dolduğunda hayvanların büyük çoğunluğu başka alanlara göçerken, arazi şartları da araç sürüşüne imkan vermiyor.

Makgadikgadi Tuzlası

UNESCO’nun raporuna göre “dünyanın en büyük tuzlası” kabul edilen Makgadikgadi Tuzlası, yaklaşık 10 bin yıl önce tamamen kuruduğu tahmin edilen ve bir zamanlar dünyanın en büyük iç denizi olan Makgadikgadi Gölü’nün tabanını oluşturuyor.

Birbirine bitişik Sue, Ntwetwe ve Nxai tuzlalarından oluşan Makgadikgadi, büyük flamingoların kıtadaki en önemli üreme bölgelerinden biri olarak da öne çıkıyor.

Bunun yanı sıra pelikan, kartal, atmaca, kumru, leylek, yılanboyun, akbaba ve baykuşun aralarında yer aldığı 255 kuş türünden milyonlarcası tarafından üreme alanı olarak kullanılıyor.

Buraya ulaşım Maun ya da Nata kasabası üzerinden sağlanıyor. Nata kasabası yakınlarında bulunan “Nata Kuş Cenneti” ise Makgadikgadi’nin çevresindeki tek koruma alanı ve flamingoların üremek için en çok tercih ettikleri noktaların başında geliyor.

Chobe Ulusal Parkı

Dünya fil nüfusunun 4’te 1’inin yaşadığı Botsvana’da, fil avcılığına karşı çok sert ve sıkı tedbirler uygulanıyor. Fil öldürenlere 25 yıl hapis cezası verilen ülkede yaklaşık 135 bin fil bulunuyor.

Ülkenin kuzeyindeki Chobe Nehri havzasında 13 bin kilometrekarelik alanı kaplayan park ise dünyanın en yoğun fil nüfusuna ev sahipliği yapıyor.

Chobe Ulusal Parkı’na ulaşım, Nata üzerinden A3 kara yoluyla sağlanabiliyor. Hava yoluyla ulaşım ise yakınlardaki Kasane Havalimanı’nın yanı sıra Zimbabve’deki Vic Falls ve Zambiya’daki Livingstone havalimanları üzerinden mümkün.

Yalnızca dört çeker araçlarla girilebilen bu parkın çevresinde, Chobe Nehri’nde gerçekleştirilen tekne turlarıyla da safari yapma seçeneği mevcut.

Vahşi yaşamla insan yerleşimlerinin iç içe geçtiği Kasane kasabası ise bölgede konaklama için en uygun seçenek olarak öne çıkıyor.

Kazungula Köprüsü

Botsvana, Namibya, Zambiya ve Zimbabve sınırlarının yakınlaştığı bölgede yer alan Kazungula Köprüsü, Botsvana ile Zambiya’yı birbirine bağlıyor.

Afrika’nın en büyük nehirlerinden Zambezi Nehri üzerinde 2021’de hizmete giren köprü, 923 metre uzunluğa ve 18,5 metre genişliğe sahip. Köprünün üzerinde, çift şerit kara yolu ve tek şerit demir yolunun yanı sıra bir de yaya yolu bulunuyor.

Köprünün geçtiği sınır hattı ise 157 metre uzunluğuyla, İspanya ile Fas arasındaki 74 metrelik “Penon de Velez de La Gomera” sınır hattından sonra dünyanın ikinci en kısa sınır hattı olma özelliği taşıyor. (AA)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x